Eylül 9, 2009 · Kategori: Sinem
Adamın Biri
Bilge Bir Kral Olmakla Ün Salmış Olan
Kralın Yanına Gider.
Krala Şunu Sorar
''Efendim Söyleyin Bana Hayatta Özgürlük Var mıdır? ''
Kral ''Elbette'' der,
''Kaç Bacağın Var Senin? ''
Adam Soruya Şaşırarak ''İki efendim'' der.
Kral ''Pekala, Tek Bacağının Üstünde Durabilir misin? ''
''Elbette'' Diye Cevap Verir Adam.
Kral ''O Halde Hangi Bacağın Üstünde Duracağına Karar
Ver''.
Adam Biraz Düşünür ve Sol Bacağı Üstünde Durmaya Karar
Verir.
''Tamam'' der Kral
''Şimdi de Öteki Bacağını Kaldır.''
Adam Şaşırır ''Bu imkansız kralım'' der.
''Gördün mü? '' der kral ''
Özgürlük budur.
Sadece ilk kararı almakta özgürsün.
Ondan sonrasında değil.''
Tiziano Terzani''nin “Atlı Karınca da Bir Tur Daha” adlı
kitabında
Okuduğum bu küçük öykü yıllardır tartışılan özgürlük
kavramı
üzerinde bir kez daha düşünmeme yol açtı.
Hayat gerçekten böyleydi.
İlk kararı alıyordun ve gerisi o ilk karara bağlı olarak
gerçekleşiyordu.
Hayat hata kabul etmiyordu.
İlk kararın doğruysa işler yolunda gidiyordu
ama eğer yanlış bir karar aldıysan,
herşey zincirleme yanlış gidiyordu.
Mesela mesleğini seçerken…
Hasbelkader, iyi düşünmeden, yeteneklerinin farkında
olmaksızın
bir meslek seçtiğinde ömür boyu işini zorla yapmaya
mahkum oluyordun.
İşinin başındayken başka bir iş yapmayı özlüyordun.
Ama biliyordun ki; özgürlüğünü kullanmış ilk kararı
vermiştin ve
Yeniden başlama cesaretin yoktu.
Bazı insanlar vardı hayatta…
Onlar ise her şeyi ardlarında bırakıp yeniden başlayacak
kadar
cesurlardı. Ama sen onlardan biri olamıyordun.
Bunca emek bunca çalışmayı sanki çöpmüş gibi bir çırpıda
atıveremiyordun.
Oysa göz ardı ettiğin bir şey vardı. Hayat çok kısaydı
Ve mutsuz olduğun işlerle zaman öldürmek
aynı zamanda ruhunu öldürmekle eş anlamlıydı.
Evlilik konusunda da iyi karar vermek gerekiyordu.
Yanlış bir karar aynı evde yaşayan iki düşman yaratabilirdi.
İlk kararı alıyordun, bu konuda özgürdün
ama devamında senin kararına bağlı olmayan
pek çok şey gerçekleşiyordu.
Hayat kararlardan ibaretti ve kararlar birer kibritti.
Doğru yerde ateşlediğinde seni ısıtacak ateş,
çorbanı kaynatacak ateş oluyordu,
yanlış yerde ateşlediğin vakit ise
içinde bulunduğun evle birlikte seni de yakıyordu.
Hayat öyle basite alınacak bir oyun değildi.
Oyunun kurallarını bilmen ve ona göre oynaman
gerekiyordu.
Ama çoğu zaman oyunun kurallarını bilmek yetmiyordu.
Çok daha önemli olan başka bir şey vardı.
Kendini bilmek…
Ne istediğini, neyin seni mutlu edeceğini ve kim olduğunu,
Neler yapabileceğini bilmek zorundaydın.
Ancak o zaman doğru kararlar veriyor ve
mutlu bir hayata sahip oluyordun.
Ve kararlar birer kibritti…
Ya kendini yakıyordun ya da ısıtıyordun…
alıntı-
Kalıcı Bağlantı
(
yok
)
Yorum yaz!
Haziran 31, 2008 · Kategori: Sinem
yazık olmus..sensız ve bensız...ve bırlıkte
olmadan gecen bızsız gunlere,aylara...bırak ta bundan sonra
olabıldığıne rahat kendınce ve guzel olsun hersey... bırak
ta ben daha fazla tutmak zorunda kalamayayım bı seylerı
ıcımde...bırak ta sen daha fazla sıkışma kendı
kosende...bırakta korkma artık.!! olabıldığınce varsın
hersey guzele...
seni seviyorum
Mustafa URGEN
Kalıcı Bağlantı
(
yok
)
Yorum yaz!
Haziran 4, 2008 · Kategori: Sinem
Hayatima girdin sen, artik hayatimdasin...Ve artik benim icin hayatsin sen...Evet bu kadar buyuksun benim icin, yasadigim hayata adini verecek kadar buyuttugum bir seysin...Durmadan buyuyen, hic durmadan buyuyen bir sey...Surekli seni yazmak istiyorum her yere ama oyle birkac kelimeyle tukenecek bir sey degilsin sen...Oyle birkac kelimeyle anlatilacak bir sey degilsin...Kelimelerin gucu yetmiyor seni betimlememe...Sanki her kelimede yeniden basliyorum seni yazmaya...Bastan basliyorum saymaya, anlatmaya…Sevmeye....Suya cizilmis bir yuzsun simdi, benim cizdigim bir yuz...Berrak, saf, guzel, kusursuz…Anlatilamaz ve erisilemez bir yuz...Bazen balkondan sana bakiyorum...Duragan bir seyi sen sayiyorum once...Saysam 20 adimlik bir yer gibisin...Bulutlara atlayip devam etsem en fazla 20 adimda yanindayim...Balkona cikip bunu sik sik yapiyorum...O, oyle bir an ki sana kavustugumda boynuna sarilirken duydugum, o cocuksu sevincle dolduruyor icimi...20 adimda sana gelmis kadar mutlu oluyorum...Sonra korkuyorum, endiselerim sakladigim yerden cikip buluyor beni…Ya 20 adim sonra daha uzakta oldugunu soylersen bana, ya kalmadiysan...Su ve atesi bile yan yana getirebilecek bir guc var bana eklediklerinin icinde...Bir atesim, cayir cayir, duman duman, alev alev...Ve sakir sakir, damla damla, durmaksizin akan bir suya asik oldum...Yan yana gelsek, ya beni sondureceksin ya da ben' de buharlasacak…Bir butun olsak birimiz yok olacak sanki...Bu askin icinde yanan sular ve sulanan yanginlar var...Kullanilmamis asksin benim icin, tertemiz sayfalarimsin...Onlarca senle dolduruyorum, binlerce sensizlikle...Hadi beni gozlerimden basla opmeye...Senden basla sevmeye beni...Gideceksen benden basla gitmeye...Yitemezsin, koyup gidemezsin onune gecerim, kursuna dizersin belki…Sevgim eritir butun kursunlarini, silahının vicdani el vermez bizi oldurmene...Ben seni gozlerinde gordum birtanem...Tek gercegim gozlerin simdi...Benim icin firtinasin, hic dinmeden esen bir firtina...Bense bir yaprak gibi ne yone esersen ardindan geliyorum...Sen de bana gel...Yureginin aynasinda beni gorebiliyorsan gel bana...Gozlerimde gorebiliyorsan beni, bana gel umarsizca, hesapsizca, cikarsizca ve sonsuz gel...Mucizeyi cikar yureginden ve mucizevi gel bana...Gozlerinde gozlerimi parildarken gordugumu istiyorum...Sahibini gozlerimin…Sahibini yuregimin…Sahibini ruhumun…
alıntı
Kalıcı Bağlantı
(
yok
)
Yorum yaz!
Haziran 4, 2008 · Kategori: Sinem
Gulumse...
Hayata gulumse...
O sana belkide herzaman huzun ve keder dolu gunler verdi, gulumse... Hic ummadigin deryalardan cilgin dalgalar vurduysada yuzune, gulumse... Belkide cok uzaklarda kizgin bir bulut simsekler yagdirdi yuregine ama, gulumse.... Aglama, icindeki nefret kini bulastirma ruhuna, gulumse... Alacakaranlik kusaginda, duslerin bile aci cektigi sonsuzlukta, hadi sende gulumse... Yillanmis bir adam, geride biraktigi belki aci belkide gokkusagi kadar renkli anilarinin arkasinda cokmus bir beden, off ceken bir ruh, nostaljilere bogulmus birkac yaprak ve yillarin eskitemedigi sevgisini verdiginin kabri uzerinde, gulumse hayata gulumse... Her gunbatiminda gecen saatlerin anisi ve yeni bir dunya yildızlarinin kol gezdigi gecenin verdigi gizem, gulumse bi tanem, yasama gulumse... Elinde sekerine simsiki sarilmis yavru ceylan gibi titrek cocugun gozlerindeki urkek, sahip olma savasi, sirtinda heybesi, umut isiginin geldigi noktaya goz dikmis, gece bilmeyen, gunduzu secemeyen bir avarenin yasama savasi, gulumse hadi yeni ufuklara gulumse... Sana aci cektiren belkide ufkunu siddetle karartan eski dostlarina, kalbini zincirlemis bir avuc dostlarina, Platonik bir ruzgarin hortumunda durdurak bilmeyen, cikmaz karanlıga bir hayalet gibi, umutsuzluga dusen sevgiline, gulumse... Gecmise eyvallah, hadi gulumse... Hic doyamamis, bir lokma ekmegi kurak topraklarda cikaran bir babanin yavrularina titremesi, hayata umutla bakisi, hic yasanmamis, hayallerine yaldizdan susler veren, padisahlar diyarinin sultani, belkide boyle mutlu, heyecan dolu bir kiz gibi gulumse askim... Hadi hayallerine gulumse... Bir gun seni beyazlara buruyecek, kirmizi gullerle dolayacak, kizil atin sirtinda gokkusaginin altindaki dunyaya cosarak, gulumse... Kalbindeki sir dolu odaya damla damla akacak olana gulumse... Yeni bir yasama merhabaya, hoscakal geride biraktigim acimasiz nemrutun ogluna, gulumse... Gulumse birtanem, yeni dunyaya gulumse... Bin pismanligin fayda etmedigi, acimasizlarin af diledigi hayata, gulumse... Siddetle cek kilicini hic acima, yeni hayata hic acima, hic bir dumandan is bulastirmadan gulumse. Hosgeldin yakamozun isildattigi, gokkusaginin renklendirdigi, engin mavi deryalarin berrakligini verdigi yasama, gulumse...
Gulumse birtanem...
BIR DAMLA MUTLULUGA, hadi gulumse....
* * *
Alinti : Bir yerlerde / Birisi yazmis...
Kalıcı Bağlantı
(
yok
)
Yorum yaz!
« Önceki ::