Mustafa Urgen

izmirli

Haziran 11, 2009 ·

"izmir bir prensestir" diye yazmış victor hugo...

öyledir.
hâlâ öyledir.
o yüzden aklı bir karış havada tatlı tatlı uçmaktadır izmir; siyaset hep
biraz aşağıda kalır.
şair "izmirin denizi kız, kızı deniz/ sokakları hem kız hem deniz kokar"
demiş ya, izmirlilerin burnu hassastır o yüzden; siyasetin kötü
kokularıyla hayatın güzel kokularını ayırt etmeyi bilir.
ve on yıllardır siyasal iktidarlardan ciddi destek görememesine karşın
hâlâ "egenin incisi"dir.
ya izmirli? o da her sıkıntıda istiridye gibi içine kapanip karanlığa
gömülmeye yatkın bir toplumun içinde inci gibi parıldar.
kavgacı değil dalgacıdır izmir...
ortalık her gün ciddi çatışma-bölünme kıvılcımlarının ateşini söndürmeye
çalışırken o hâlâ "35 mi 35 buçuk mu?"ya takılmış gönlünü eylemektedir.
terbiyesiz değil ama yaramazdır izmir.
heyecanı ve heyecan yaratmayı sever; o yüzden cem uzanın genç partisine
ülke barajının çok üstünde oy vermiştir.
korkak değil keyifçidir izmir.
o yüzden ne istanbulun gündelik hayat şiddetine ne de ankaranın bürokratik
direktiflerine geçit verir.
***
kim demiş izmir gavurdur diye?
ömrü upuzun ve alabildigine renkli bir şehirdir.
neden bozkır kasabaları gibi tek bir hikâyesi olsun!
hatta bu renkli yelpazede neden izmirli ismail hakkıdan kestane pazarına
kadar onca şey unutulsun!
hayır, izmir gavur değildir ama 72 milletle dosttur.
***
ben de biraz uzaktan, biraz yakından gözleye gözleye anladım ki...
izmirin özel ve güzel özelliklerine bakarak onu "solun kalesi" olarak
değerlendirip yan gelip yatan sosyal demokratlar da, yakışıksız
yakıştırmalara gönderme yaparak oy isteyen muhafazakârlar da şu konuda
yanılıyor.
bu şehirden aslında her partiye oy ve iktidar çıkar.
ama içinde sevinç barındırmayan sevgilere; dostluk kisvesi altında hesapçı
alışverişlere "iş" çıkmaz...
***
şimdi istanbul mecidiyeköyde oturmuş, soğuk, puslu bir istanbul öğle
sonrasında bunları yazıyorum.
önümdeki ekrana başbakanın dünkü gafı üzerine izmirdeki diğer partilerin
temsilcierinin tepki konuşmaları düşüyor sürekli...
onların lafları da nasıl cafcaflı!
hepsi fırsat bu fırsat "malı götürme" hevesiyle öyle tepkisel laflar
ediyorlar ki, her biri ayrı ayrı gaf sayılabilir.
halbuki kulağıma uzaktan uzağa kordondan bir kahkaha geliveriyor sanki!
karşıyaka iskelesinin oralarda biri, içine limon sıktığı midye dolmasını
bir çırpıda ağzına attıktan sonra bıyıkaltı gülümsüyor.
bornovada üniversiteye yakın bir kahvenin garsonu bir yandan
televizyondaki haberlere bakıyor bir yandan da yamuk duran sandalyeleri
gacırdatarak düzeltiyor.
hepsinin de içinden tek bir laf geçiyor, eminim: "atma be recep, din
kardeşiyiz!"
 
Haşmet Babaoglu

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum ( 0 ) Yorum yaz! Arkadasina Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »

Son Yazılarım

Kategorilerim

Arkadaşlarım

Bağlantılarım


Resimler | html kodları | web tasarım